22 Mayıs 2010 Cumartesi

Söz Market



söz der ki
“-Sizi sevmeyenleri de içine almıyorsa, kalbiniz yeterince büyük sayılmaz...”
(...Ne çıkacak diye merakla beklenen ağzından süzülen müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...KANAL D - Disko Kralı)
OKAN BAYÜLGEN: Yıllardır bu kadınların Esra’da ne bulduklarını anlamamışımdır...
ESRA CEYHAN: Gecenin bu vakti sende ne buluyorlarsa, gündüz de bende onu buluyorlar tamam mı Okan’cım?

bizimkiler
Seçim bombalarını yazarken, Fatih’in oy pusulalarını zarfa sığdıramayıp büyük bir zarf istediğini duyurmuştuk...
Olay o kadar basit değilmiş meğer...
Pusulalar zarfa sığmayınca, oy vereceği partinin amblemini kesip zarfa koymuş...
Diğerlerini de çöpe atmış...

Hayata Dair
Her şeyi kontrol etmeye, her şeyi yönetmeye çalışmaktan vazgeçin...
Sürekli “tetikte”; olmanız gerektiğini söyleyen iç sesinize kulak vermeyin...
Yeni yollar denemesi için ruhunuza izin verin...
Bir şey için elinizden geleni yaptıktan sonrasını dert edinmeyin...
Fırsatların karşınıza kendiliğinden çıkmasına izin verin...
Kendinize günlük hedefler çizin...
Kendinizi huzursuz hissettiğinizde içinizdeki barışın merkezine gidin...
Sinirlenmenin boşa giden enerjiden başka bir şey olmadığını unutmayın...
Tek bir doğru yoktur, olayları algılama şeklinizi değiştirin...
Kendinizi başkalarının yerine koyun...
Böylece daha zor incinir ve incitirsiniz...
(...Dr.Deepak Chopra)

temel’in yeri
İşadamının biri toplantı için İstanbul’dan Ankara’ya gidecekmiş...
Yetişebilmek için atlamış hızlı trene... Fakat yolda Ankara’daki toplantı için hazırladığı evrakları İstanbul’da unuttuğunu fark etmiş... Kondüktöre gitmiş ve derdini anlatıp mutlaka inmesi gerektiğini söylemiş...
Binbir yalvarmadan sonra kondüktör adama trenin hızlı tren olduğunu, hiçbir yerde durmadığını ama Arifiye’de biraz yavaşladığını söylemiş... Ve demiş ki;
“-Yalnız trenden atlar atlamaz hızla trenin gidiş yönünde koşman lazım, yoksa parçalanırsın...”
Adamcağız çaresiz “Tamam” demiş... Arifiye’ye geldiklerinde de atlamış ve başlamış koşmaya...
Bizim Temel’le Dursun da en arka vagonda seyahat ediyormuş... Camdan bir bakmış adamın biri son hız koşuyor...
“-Vah adamcağıza... Yazık, herhalde treni kaçırdı, yetişmeye çalışıyor” demiş ve adamı tuttukları gibi tekrar vagona çekmişler...

Yandaş medya
Uğur Dündar; Erman Toroğlu ile yaptığı “Seçime Doğru” içerikli programda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’a yakışacağını söyledi...
...
Mehmet Ali Birand, Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon konuşmasına resmen, “İnşallah kazanacağız” cümlesiyle başladı...
...
Kanal B’nin Genel Müdürü Nahit Duru, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ağırladığı programda, “Patron bana ‘Ne yaparsan yap bunların oylarını düşür’ talimatını verdi” dedi...
...
Ama yandaş medya biz olduk...
...
Neticede Türk medyasının neredeyse yarısını elinde bulunduran grubun resmen desteklediği Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’ya geri döndü...
...
“Ana Yandaş Medya” yerel seçimleri kaybetti...
Ancak aynı destek sürerse, önümüzdeki seçimler için Türkiye’ye iyi bir “Ana Muhalefet Lideri” çıkarabilir...

iğnelik

TOPARLANMA

Kırk parça olup coştuk,
Yurdun her karışında...
Patikalarda koştuk,
Bölünme yarışında!

Bölücü inâd etti,
Dış güçlere aldandı...
Parçalanan kaybetti,
Birleşense kazandı!

Son seçimin önemi,
Bölünme yavaşladı...
Toparlanma dönemi,
En nihâyet başladı!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market




Dostluklar, çıkar kaygısı ile kurulmaz...
Başkalarını minnet altına sokmak için iyilik sever ve eli açık olunmaz...
Bu nedenle de dostluk, bir ödül almak kaygısı ile değil, bütün kazancı o sevgide olduğu için aranmalıdır...
...
Bir insanın kendine güveni ne kadar tamsa,
bir insan hiçbir şeye ihtiyaç duymayacak, her şeyin yalnızca kendisinde bulunduğuna inanacak erdem ve bilgeliğine sahipse,
o denli dost edinir ve dostunun yakınlığını kazanır...
...
Dostların ahlâkı temiz olmalı.
Aralarında her konuda, düşünüşlerinde, isteklerinde, ayrımsız, tam bir anlaşma olmalı...
İnsana sevgi kazandıran erdemden ayrılmamalı...
İnsanların dostluğa elverişli olup olmadıklarına bir karar vermek için görünür belirtileri yoktur...
Onun için sağlam, değişmeyen, hep aynı kararda olan dostlar seçin...

(...Cicero)


kadınlar & erkekler
Adam kafası bozuk bir şekilde kahvede oturuyormuş...
Arkadaşı onu üzgün görünce “Hayırdır” demiş,
“Bir problem mi var?...”
“Sorma” demiş adam, “Kaynanam benimle bir hafta boyunca konuşmayacağına yemin etti...”
-Üzülme, birkaç gün içinde siniri geçer, barışırsınız?...
“-Yok yaa... Ondan değil de bugün bir haftanın son günü...”

bir film diyaloğu!
“-Hayatım boyunca bir kurala göre yaşadım... Ve kural basit; büyükleri onurlandır, kadınını sev, ülkeni koru...”
(...Troy filminden)


SÖZ’ün Gelimi...
Seçimi kazandık fakat Yazıcıoğlu’nu kaybettik
Mısır Seferi’nde Yavuz Sultan Selim düşmanı geriden çeviren kuvvetlerin başındaydı.
Memlukler Sinan Paşa’yı padişah zannederek bütün kuvvetleriyle merkez kuvvetlerine saldırdılar.
Sinan Paşa çarpışmalar sonucu şehit düştü. Ancak savaşı Osmanlılar kazanmıştı.
Zafer sonrası Selim Han çok üzgündü. Üzüntüsünü şöyle dile getirmişti;
“-Mısır’ı aldık, fakat Sinan’ı kaybettik!...”
Seçim sonrası liderlerden, seçim zaferlerini, seçimin büyük bir olgunluk içerisinde geçekleştirildiğini dinleyeceğiz.
Evet bu seçimin farkı var.
Hepimiz kendi açımızdan yine eskisi gibi seçimi kazanmış olacağız (!)...
Fakat Yazıcıoğlu’nu kaybettik.

(...Mustafa Koç / Okur-Yazar)


temel’in yeri
Temel Trabzonspor’un maçını seyretmek için stadın gişesine gelmiş...
Gişe memuruna sormuş;
“-Bilet ne kadar?...”
-Beş milyon lira...
Temel iki buçuk milyon uzatmış...
Gişe memuru:
“-Beş milyon dedik ya kardeşim...”
Temel:
“Ben sadece bizim takımı seyredeceğim” demiş,
“-Öbür takımı seyretmeyeceğim...”


bizimkiler
(...Bizimkiler’in ilk oy maceraları)
Serdar’ın etrafta parmak boyası olmadığını görüp, “Herhalde böyle oluyordur” diyerek mührü işaret parmağına basması...
***
Fatih‘in seçim pusulalarını zarfa sığdıramayıp, “Daha büyük bir zarf var mı” diye sorması, akabinde zarfa iğne ile tutturup sandığa atmaya çalışması...
***
Talip’in oyunu kullandıktan sonra seçim görevlisinin masasında imza atarken, “Kimliği seçim sonuçları açıklandıktan sonra mı alıyoruz” diye sorması...


söz der ki
“-Suçluyu bulamamak asayiş, haklıyı bulamamak adalet problemidir...”
(...Niye ettiğini kendi bile bilmediği müthiş S.Ö.Z.leri)


tuzaktan kumanda
(...ATV - Zor Karar)
AHMET ÇAKAR: Kızım bu yarışmadan alnın ak çıkıp parayı kazanırsan ne yapacaksın?...
YARIŞMACI KIZ: Ailemde çok önemli sağlık sorunları var... Babamın dişlerini yaptıracağım mesela...
***
(...KANAL D - Magazin D)
MUHABİR: Sokakta “Doktorlar” dizisiyle ilgili şaşırdığınız tepkiler alıyor musunuz?...
YEŞİM CEREN BOZOĞLU: Tabii ki alıyorum, benim kendilerini ameliyat etmemi isteyen bir kaç hasta bile oldu...

iğnelik

> DURMAK YOK

Bozdu kirli oyunu,
Tebrikler vatandaşa...
Açtı kendi yolunu,
Türk milleti çok yaşa!

İlerlemenin yolu,
Sandıklardan geçiyor...
Vatandaş dolu dolu,
Çalışanı seçiyor!

Çekti ince ayarı,
Memleket dedi da’vam...
Millet verdi kararı,
Durmak yok yola devam!

> (...Sefa Koyuncu)

Söz Market



söz der ki
“-Karanlık olmasaydı, ışığı fark edemezdik...”
(...Faturayı bilinçli öderken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)

İtiraf reyonu
(...isim: yasin yeşilyurt... şehir: istanbul... yaş: yirmiüç...)
?
Askerden izine gelmiştim...
Evin karşısındaki parkta aylak aylak takılırken; bir kadın bankta gazete okuyor, bir çocukla, bir köpek de oynaşıyordu...
Bir ara köpekle çocuk ağaçlık bölgeye doğru gittiler...
Kadın, “Hediyeee... Hediyeee” diye bağırmaya başladı...
Ben de aklımca iyilik olsun diye, “Köpeğiniz yukarıya doğru gitti” dedim...
Ters ters baktı, “Kadife benim kızımın adı” dedi...

(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)

kadınlar & erkekler
Adam telefona bakmış; acil servisten arayan doktor;
Demiş ki;
“-Beyefendi, karınız ciddi bir trafik kazası geçirdi... Size hem iyi hem kötü haberlerim var...”
Adam şaşkın şaşkın dinlerken doktor devam etmiş;
“-Kötü haber şu ki, iki kolunu ve iki bacağını kaybetti... Hayatının geri kalan kısmında yemek yerken ve tuvaleti kullanırken sürekli yardıma muhtaç olacak...”
Adam yıkılmış, güç bela konuşmuş;
“-İyi haber ne peki?...”
Doktor;
“-Şaka yapıyordum... Karınız öldü...”

tuzaktan kumanda
(...ATV - Zor Karar)
AHMET ÇAKAR: ‘Yavrusuna bakmayan hayvan’ sorusunda, ‘yılan’ cevabıyla geri dönüşü olmayan yola girdik, bakalım kimmiş bu hayvanlar aleminin yüz karası, kim bu şerefsiz?...
***
(...SHOW TV - Altıpas)
AHMET ÇAKAR: Serdar Bali ve Hakan Ünsal iki eski milli oyuncu... Hakan Can ve Gürcan Bilgiç iki usta kalem... Beni sormayın ben adam bile değilim...
***
(...NTVSPOR - Not Defteri)

AHMET ÇAKAR: Levski’de maç yönetiyordum, saha kenarında baktım bir tane pantolon kemeri. Biraz yaklaştım, kemer hareket ediyor... Beyler, ben maç yönetirken sahaya yılan atıldı, yılan.

temel’in yeri
Temel‘le Dursun kapı önünde konuşuyorlarmış...
- Temel yeni aldığın elektrikli araba hakikaten süper... Ama 25 milyar biraz fazla değil mi?...
“-Değil Dursun... Aslında arabanın değeri 500 milyon... Gerisi kablo parası...”

hayata dair
-İyi insanlar müsrif olmadan eli açık olurlar...
-Gocunmasız çalışkan olurlar...
-Haris olmadan istek duyarlar...
-Mağrur olmadan rahat davranırlar...
-Ürkütücü olmadan saygın olurlar...
(...Konfüçyus)

bizimkiler
SERDAR: 58 nerenin plakasıydı?...”
-Sivas...
“-Sivas’ın içi mi?...”
***
FATİH: Deniz Hanım’la görüşecektim...
TELEFONDAKİ: Buyurun ben Deniz Bey...”
FATİH: Kusura bakmayın, bağlayan arkadaşlarınız uyarmadı...
TELEFONDAKİ: Önemli değil... Annemle babamı da kimse uyarmamış...”
***
ÖMER: Sen ne diyorsun, araba uçacaktı da, ağaca çarpıp durduk...
TALİP: Yapma ya, duran ağaca mı?...

iğnelik

RASMUSSEN

Epeyce üzdün bizi,
Battı hemen her lâfın...
Karikatür krizi,
Bizdeki fotoğrafın!

Ülken bölücü doldu,
Anlayamadık niçin...
Terörist örgüt oldu,
Türk’e karşı tercihin!

AB’de de her defa,
Türk’e karşı çıktın sen...
Olma sen NATO kafa,
Muhâlifiz Rasmussen!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



söz der ki
“-Hak etmeyene kalbini vermek, betona çiçek tohumu ekmeye benzer...”
(...Kiremitle duvara kalp çizerken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)

kadınlar & erkekler
Nasıl olduysa otomobil yoldan çıktı ve uçuruma doğru yuvarlandı...
Kadına bir şey olmamıştı, ama adam bayılmıştı...
Bir başka arabadan tesadüfen bir doktor indi ve bayılan adamı ayıltmak için başladı yanaklarını tokatlamaya...
Kadın utanarak doktora sokuldu;
“Lütfen doktor bey” dedi,
“-Müsaade edin biraz da ben tokatlayayım, böyle bir fırsatı tam 25 yıldır bekliyorum...”

Hayata dair...
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim...
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim...
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim...
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını, ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim...
Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim...
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim...
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim...
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim...
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim...
Bencil olduğun için vazgeçtim...
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi...
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım...
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim... (...Frida Kahlo)

temel’in yeri
Beyefendi, Temel’e nasihat ediyormuş;
“-Bak oğlum, kapıyı vurmadan içeri girmen hiç doğru değil... Pekala uygunsuz bir halde olabilirdim...”
“Merak etmeyin efendim” demiş Temel;
“-Uygunsuz durumda olmayasınız diye önce anahtar deliğinden bakıyorum...”

tuzaktan kumanda
(...KANAL D - Beyaz Show)
BEYAZIT ÖZTÜRK: Dizi için bıyık bırakınca çevre nasıl karşıladı?...
OKTAY KAYNARCA: Annem bile şaşırdı... Gördüğünde ‘oğlum senin bıyıkların mı varmış, haberim yoktu’ dedi...

Ayaküstü...
Korucularla konuşan spiker soruyor;
“-Tarif eder misiniz lütfen, cesetler helikopter içerisinde nerelere dağılmış?...”
Bir başkası sanki maden bulmuş olmanın heyecanı ile;
“-İyice bakın, cesetlerin yüzlerine... Muhsin Yazıcıoğlu var mı aralarında?...”
“Haber ziyanlığı” akşama kadar devam ediyor;
“-2 ölü var gerisi kayıp... 3 ölü var gerisi ortada yok... 4 ölü bulundu, yüzlerinde 2 parmak buz var...”
...
Henüz 1 ay 2 gün önce yaşanan uçak kazasında Hollandalı yetkililerin insana değer veren açıklamasını yazmıştım;
“-Kazada ölenlerin aileleri, acı haberi televizyondan değil, yetkililerden alacak... İsimler, eğer aileler izin verirse kamuoyuna açıklanacak...”
...
Evet... Türkiye bir liderini, biz bir arkadaşımızı kaybettik...
Ama kaybeden bir kez daha insanlığımızdı...
Başımız sağ olsun...

bizimkiler
Talip, oldukça lüks bir mağazanın soyunma kabininden çıkıp boy aynasında kendini süzmeye başlamıştır...
“Bir kıyafet ancak bu kadar yakışır” düşüncesindeymiş ancak görevli kızların neye kikirdediğini anlayamamış...
Taa ki elbisenin arkadan nasıl göründüğüne bakmak için aynaya ters dönünceye kadar...
Kendisi dönmüş, ancak yansıması dönmemiş...
Ve aslında o bir postermiş... Arkadaşımız diye söylemiyorum, manken gibi çocuktur zaten...

bir film diyaloğu!
-İrlandalı şair ne diyordu?...
“-Bugün dostun olan kişi, yarının yürek yarası olacaktır!...”
(...Kirli Sırlar filminden)

iğnelik

MUKADDERÂT

Pamuk ipliği hayat,
Bilinmez nasıl kopar...
Bir hayat ki bu heyhât,
Binbir türlü hâli var!

Otobüs otomobil,
İnsanoğlu seyyâre...
Kazâdan arî değil,
Helikopter tayyâre!

Vâde er geç dolacak,
Dolacak vakit saat...
Bir sebebi olacak,
İlahî mukadderât!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



söz der ki
“-Evlilik tatlı servisinin önden yapıldığı bir ziyafet sofrasıdır...”
(...’Nerden buluyor böyle şeyleri’ dedirten müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...NTV - Sade Vatandaş)
STÜDYO KONUĞU: Siz borsacıları sevmiyorsunuz yani?...
OKAN BAYÜLGEN: Tiksiniyorum onlardan. Bütün dünyanın başına bela bu adamlar. Hiç bir şey üretmeden, sadece başkalarının parasıyla oynayarak dengeleri değiştiriyorlar...

kadınlar & erkekler
(...Konunun uzmanı arkadaşımız Hasan Birpınar’dan)
Karı-koca kavga ediyorlar...
Adam bir ara korkudan yemek masasının altına girmiş...
Kadın sesleniyormuş,
“Çık masanın altından diyorum sana, çık...”
Adam örtünün altından başını uzatmış;
“-Bu evin reisi ben değil miyim, istediğim yerde dururum...”

bir film diyaloğu!
“-Hayat; bir çikolata gibidir, içinden ne çıkacağı belli olmaz..
(...Forest Gump filminden)

temel’in yeri
Temel ve arkadaşları geyik avına çıkmışlar...
Av sırasında ikişer kişilik gruplara ayrılıp, avdan sonra kalacakları otelde buluşmaya karar vermişler...
Karanlık basmış, avcılar otele gelmişler ama bir de bakmışlar ki arkadaşlarından, Temel ile Dursun yok...
Tam onları aramaya çıkacakları zaman Temel‘in sırtında bir geyik olduğu halde oflaya puflaya otele doğru yaklaştığını görmüşler...
Biri, “Dursun nerede” diye sormuş...
Temel, “Dursun, geyiği taşırken kalp krizi mi ne geçirdi, birden fenalaştı, iki kilometre kadar geride yatıyor” cevabını vermiş...
Arkadaşları “Ne diyorsun sen” diye bağırmışlar;
“-Hasta adamı orada, öyle bırakıp da geyiği taşıdın ha?..”
Temel cevap vermiş;
“-Ne telaşlanıyorsunuz be?... Dursun’u kim çalar ki?...”

ayaküstü...
Helikopter kazasını duyduktan sonra ne kadar da can sıkıcı saatler yaşadık...
Bu teknolojik ortamda böylesi saatler yaşamak; insan canına verdiğimiz önemsizliği mi, bu konuda kendini geliştirmemiş bir ülke çaresizliğini mi anlatıyor?...
Ekşi Sözlük’te sordukları soruyu ben de merak ediyorum doğrusu;
“En gelişmiş silahların kullanıldığı ve Kuzey Irak’taki PKK kamplarının BBG evi gibi gözetlendiği söylenen bir ülkede düşen helikoptere saatlerce ulaşılmayan kazadır...”
Allah hepimize sabır versin...

bizimkiler
Kadir Çetin Abi, uzun yıllar önceki itirafını, Mehmet Abi’ye (Muhtemelen kendisi) yapıyor;
Bekarken gelinlik dükkanlarının önünden geçerken, “Abiye gelinlik” diye bir yazı görürdüm...
Bu benim kafamı uzun zaman kurcaladı, “Yahu abiler niye gelinlik giysin” diye...
Daha geçen çarşıda dolaşırken hanım hem çok güldü, hem de açıkladı; bir giyim şekliymiş meğer...

iğnelik

KARAR ANI

Oy verirken kararın,
Biraz insaflı olsun...
Pişman etmesin yarın,
Memleket huzûr dolsun!

Oyundan kuvvet alan,
Baltalara dikkat et...
Kesilsin yağma talan,
Yetsin bunca felâket!

Ehline bak işinin,
Boş vaade akılmaz...
Aynası iş kişinin,
Sözlerine bakılmaz!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



sağdan - soldan
(...Memleketimden tabela isimleri Hasan Dinç’ten)
-Marlon Branda (Brandacı dükkanı)... - Kıllıoğlu Ekmek Fırını
-Cafer Cafe... - Shark Sofrası... -Bakkal Gazi...
-Çotanak İletişim... - Kalpazan Emlak... - Barbar Bar & Cafe...
-Fotosentez (Fotoğraf stüdyosu)... - Ezik Gıda Pazarı...
-Keko Market... Tıkınak (Lokanta)... - Ctrl+Alt+Delete (İnternet Cafe)...
-İnteresting Tekel Bayii... -Özboing Restoran... -Cillop Oto Yıkama...
-Home Simit Home... -Sudursun İzolasyon... -Gıdak Piliç...



bir film diyaloğu!
“-Şeytan bizim aklımızı karıştırmak için yalan söyler; bize saldırmak içinse yalanları gerçekle karıştırır. Saldırısı psikolojiktir ama güçlüdür. O yüzden onu asla, ama asla dinleme...”
(...The Exorcist filminden)



temel’in yeri
Dursun’un babası ölmüş, Temel’e demişler ki;
“-Sen arkadaşısın, git alıştıra alıştıra söyle...”
Gitmiş Temel;
“-Dursun baban ölmüş...”
-Ne?...
“-Baban ölmüş...”
-Ne diyon be?...
“-Baban ölmüş...”
-Manyak mısın oğlum, doğru düzgün söylesene...
“-Alıştıra alıştıra söyleyim dedim...”
-Yürü git len...
“-Alıştın mı?...”


tuzaktan kumanda
(...ATV - Mavi Şeker)
ASUMAN KRAUSE:
Saat sabahın dokuzu... O saatte çok da ters olurum bazen...
Telefon çaldı, açtım, karşıdaki adam “Alo ben Kadir İnanır” dedi...
“Oldu ben de Türkan Şoray” dedim kapattım...
Meğer gerçekten Kadir İnanır‘mış... O zamanlar bir dizi durumu varmış. Onu sonradan öğrendik tabii.
Yıllar sonra öğrendim, o zaman kara listeye girmişim ama zaman aşımına uğradığı için affedilmişim...


söz der ki
“-Sevip ağlamak istiyorsanız kalbinizle, ağlayıp sevmek istiyorsanız aklınızla yola çıkın...”
(...Açılış konuşmasını yaparken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)


ayaküstü...
Uzun zamandır, “Politik Kritik” yayınlamıyoruz ama, Enes Şenpeker’in bu notunu yazmaya değer...
En azından bugünkü seçim yarışının ne boyutlara geldiğini anlamak açısından...
Beşiktaş’taki mitingini 50 kişi izleyen LDP Genel Başkanı Cem Toker’in isyanı;
“-Şurada cenazem kalksa daha kalabalık bir grup olurdu herhalde”...
Seçim tarihinin en doğru lafını etmiş Toker...
Çünkü bizde “Sandığa gömmeye” her zaman hazır bir seçmen vardır hep...


bizimkiler
(...Gündeme Bizimkiler’in yorumları)
ALİ: G.Saray Lisesi, Kadıköy’e finale gidemedi, 23 Nisan Şenliklerine gider artık...
SERDAR: Lincoln 10 bavulla gitti abi... Tatile giderken 15 bavulla gidiyorsa, veda ederken kulübü tamamen götürür...
FATİH: AK Parti eksik bir partidir aslında... Deniz Baykal onun tamamlayıcısıdır...



iğnelik
KAMU ALANI
Neyi kimden sakınır,
Nedir kamu alanı...
Riyakârlar takınır,
Bu kuyruklu yalanı!

Dünya bize gülüyor,
Yasak da neyin nesi...
Gittikçe büzülüyor,
Ayıplı demokrasi!

Yasa denen meretin,
Bir mantığı olmalı...
Bu devlet bu milletin,
Kamu milletin malı!
(...Sefa Koyuncu)


Söz Market



Hayata Dair
Mesleğiniz ne olursa olsun; ister başkan, ister milletvekili, doktor, avukat, gazeteci, sanatçı, işçi...
Önemli olan önce insanın kendisine olan saygısıdır...
Bunun için de, disiplinli bir çalışma gerekiyor...
Disiplinli bir hayata girmeyi planlıyorsanız, öncelikle bunu beyin olarak istemek lazım...
Sıkılmadan şartları yerine getirmek içinse hemen pes etmek yok...
Başkaları yerine, kendinizi geçmeye çalışın...
Örneğin erken kalkamıyorsunuz...
Diyelim ki sabah dokuzda uyanıyorsunuz ama hedefiniz yedide kalkmaksa, yarım saat aralıklarla uykunuzu geri çekin ki vücut, dengesini bozmadan uyum sağlayabilsin... (...Henry Kissenger)


tuzaktan kumanda
(...KANAL D - Beyaz Show)

VOLKAN KONAK: Hadi söyleyin, benim gözlerim mi güzel, Beyaz’ın gözleri mi?...
TELEFON KONUĞU: Beyaz’ın gözleri daha güzel...
VOLKAN KONAK: Yapma bee... Beyaz’ın gözleri ziraat buzağısına benziyor...



söz der ki
“-Acı çeken, bir zamanların acı çektirenidir... O yüzden aşk her zaman adildir...”
(..Ağlayanlara, ‘Oh, iyi olmuş’ tarzında cevap verirken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)



bir film diyaloğu!
-Biz bunu defalarca yaptık, hadi tekrar yapabilirsin...
“-Bak ölürsem bir daha seninle konuşmam...” (...Zeyna filminden)


temel’in yeri
Küçük yaramaz Temel’in teyzesi hafta sonunda onlarda kalıyormuş...
Akşam hep birlikte otururlarken Temel teyzesinin yanına gitmiş, “Fadime Teyze” demiş;
“-Sen niye bu kadar çirkinsin?...”
Fadime Teyze bunu duyunca kıpkırmızı olmuş... Bu arada annesi hemen koşup Temel’i mutfağa çekmiş ve azarlamış:
“-Sen teyzenle ne biçim konuşuyorsun?... Hiç öyle şey söylenir mi?... Çabuk şimdi git, ne kadar üzüldüğünü söyle, teyzenin gönlünü al...”
Bunun üzerine Temel koşa koşa teyzesinin yanına gitmiş, “Fadime Teyze” demiş;
“-Bu kadar çirkin olmana çok üzüldüm...”



ayaküstü...
Ligin güneşi Bursa yenerse, Fener kötü olduğu için yenmiştir...
Kıt kanaat Eskişehir yenerse, G.Saray’da iç hesaplaşma olduğu içindir...
Bu takımların hangi şartlarda kurulduğundan, hangi şartlarda çalıştırıldığından,
hangi mücadele ile hangi galibiyet alındığından bahseden yok...
Bakalım;
“Siz iyi olduğunuz için almadınız, biz kötüydük verdik”
anlayışına ne zaman son verilip, ligde söz sahibi olan Anadolu taraftarına ne zaman saygı duyulacak?...


bizimkiler
Sırrı anlatıyor;
“-Buzdolabına yanlışlıkla çok şey koydum, kumanda, tıraş köpüğü falan...
Ama hayatımda ilk kez konuştuğum telefonu buzluğa koyunca dalgınlığımın boyutunu anladım...”
...
Fatih anlatıyor;
“-İzin günümde Garanti’ye evrak vermeye gidiyorum... Oradan çıkınca da bir şeyler atıştıracağım... Sıralamayı karıştırıp dalgınlıkla Karadeniz Pide Salonu’ndaki kasada duran adama, elimdeki evrakları uzattım...”
...
Talip anlatıyor;
“-O sıralar İngilizce kursuna gidiyorum Fındıkzade’de... Adamın biri elinde kağıtla adres sordu, ‘Aksaray’da Ramada Oteli’nin oraya gideceğim” diye... Niyeyse adamın turist olduğunu düşünüp, adresi de İngilizce anlatmaya çalışmıştım...



iğnelik
SON NUMARA
Son fendi mi ne solun,
Numaramız istendi...
Kimlikte nosuz olun,
Oy kullanmak yok dendi!

Dendi hem de pek erken,
Vakit doldu dolacak...
Tam sandığa giderken,
Bir numara olacak!

İyi de sen devletsin,
Üstelik de e-Devlet...
Bu son numara yetsin,
Bozsun oyunu millet!
(...Sefa Koyuncu)


Söz Market



Bizimkiler
Emin Erkan Abi, bu hafta top 10’da zirve yapan Cüneyt Abi’yi aramış;
“-Nüfus Müdürlüğü’nde bir işim var, onu halleder misin?...”
Cüneyt Abi de memnuniyetle halledeceğini söylemiş ve müdürlükten bir isim vermiş...
Ertesi gün serviste karşılaşmışlar ve;
“-Abi ne yaptın, işi halletmek için Üsküdar’a gittin mi” diye sormuş...
Emin Erkan Abi, “Niye gideceğim, Üsküdar’da işim yok ki” demiş...
Şaşırmış tabii ama üstüne fazla gitmemiş...
Gazeteye gelince bize dert yanıyor;
“-Yahu bu Emin Erkan Abi de ilginç adam, dün bana iş verdi, bugün hatırlamıyor...”
Emin Erkan Abi ve ikizini birkaç kez yazmıştık... Meğer yine kardeşine denk gelmiş...


Bizim ora...
Azerbaycan ve Arjantin Milli Takımları maç yapacaklar...
Azeri teknik adam futbolculara taktik verirken şöyle der;
“-Eye bakın o balaca Messi var ya; onu eyi tutun sakın goymayın gol ata...”
Ve maç başlar... Bütün futbolcular Messi’nin üzerine çullanırlar...
Tabii bizim Azeri Mirze gelen topları kendi kalesine gol diye atıyor...
Antrenör birden bağırmış;
“-Eye, eye Messi’yi bırakın, Mirze’yi dutun Mirze’yi...”



söz der ki
“-Hayatta her şey iyi gidiyorsa, büyük bir terslik var demektir...”
(...Krizde teselli arayanlar için ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)



tuzaktan kumanda
(...NTV - Yüzde 100 Futbol)
GÜNTEKİN ONAY: İbrahimoviç gibi futbolcuları da göstermemiz gerek... Adam çalım atıyor, top sürüyor, şut atıyor, orta yapıyor...
RIDVAN DİLMEN: İbrahimoviç hangi takımda oynuyor?...
GÜNTEKİN ONAY: İnter...
RIDVAN DİLMEN: Heh işte ondan...


kadınlar & erkekler
Adam çiçekçi dükkanına girip karısı için güzel bir buket istemiş...
“Tabii efendim” demiş çiçekçi;
“-Aklınızda olan bir şey var mı?...”
“Valla” demiş adam, “Bilmem ki?... Nasıl bir şey alsak?...”
“Durun, size yardım edeyim” demiş çiçekçi,
“-Gerçek olarak bana anlatın efendim... Ne halt yediniz?..”


temel’in yeri
Temel, İstanbul’un sıkıcı atmosferi ve hava kirliliğinden sıkılarak köye yerleşmeye ve çiftçilikle uğraşmaya karar vermiş...
Köyün pazarına gitmiş ve bir satıcıdan 100 tane civciv almış...
Ertesi hafta yeniden aynı satıcıya gitmiş ve 200 civciv daha istemiş...
Bir sonraki hafta 300 civciv daha...
Daha sonraki hafta satıcıdan 500 civciv istediğinde satıcı Temel’e takdirle karışık bir hayranlık ifadesiyle sormuş;
-Vay canına... İşler iyi gidiyor galiba?...
Temel, sıkkın bir ifadeyle omuzunu silkmiş;
“-Yok canım, berbat... Hiç verim alamadım... Onları ya çok derine ekiyorum, ya da çok seyrek...”



hayata dair
Hakikat ne kadar bakım görürse o kadar fazla meyve veren yüce bir ağaçtır...
Hakikat madeninde ne kadar derinlere gidilip araştırmalar yapılırsa keşfedilecek cevher de o kadar zengin olur...
Hakikate doğru yürürken, hiddeti, kendini beğenmeyi, nefreti terk etmelidir...
Aksi takdirde hakikate varılamaz... Hakikati tamamiyle bulmak mükemmelliyete erişmek için kendini ve mukadderatını anlamaya bağlıdır...
Sulh yolu hakikat yoludur...
Doğruluk, sulh severlikten bile daha mühimdir... (...Gandhi)



nostalji
Eski siyasetçilerden birine gazeteciler sormuş;
“-Efendim CHP’nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?...”
“İyi” demiş kurt siyasetçi...
Herkes şaşkınlık içindeyken o devam etmiş;
“-Ama iki kelimeyle özetlememi isterseniz;
‘İyi değil”...



iğnelik
GÜMBÜRTÜ
E-teknoloji yıktı,
Enkaz oldu Marksist yol...
İplik pazara çıktı,
Telâşlandı cümle sol!

Delindi planları,
Çıkmaz oldu sesi ya...
Tüketti yalanları,
Sol entelijansiya!

Donanmada şenlik var,
Filtreleyin kötüyü...
Açılınca sandıklar,
Seyredin gümbürtüyü!
(...Sefa Koyuncu)



Söz Market



söz der ki
“-Tecrübe; peşinde olduğumuz şeylere giderken, yanımıza almak zorunda olduğumuz engellerin adıdır...”
(...Hayal kırıklığına isim takmaya çalışırken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...KANAL D - Disko Kralı)
OKAN BAYÜLGEN: Tema Başkanı da buradayken bakalım stüdyodaki bu ağacı kaç kişi tanıyacak?... Ne ağacı bu?...
BİR SEYİRCİ: Meşe ağacı...
OKAN BAYÜLGEN: Bu kadar seyirci içinde bile bir kişi tanıyabildi ağacı...
HAYRETTİN KARACA: Bu bir meşe değil, rosesea ağacı, yani elma ya da armut olabilir...
OKAN BAYÜLGEN: Rica ediyorum, lütfen benim kulağımı çekin. Ben de akıllanır ve ağaçlar konusunda daha çok bilgi edinirim...

Ayaküstü...
“www.necmettin.batirel.com”...
Ekonomi ile ilgiliyseniz, para piyasalarını yakından takip ediyorsanız, karşılaşabileceğiniz en açık seçik sitenin adresi...
Gazetemizde uzun yıllar Ekonomi Müdürlüğü yapmış, şimdilerde TGRT Haber Ekonomi Editörü olarak görev yapan Necmettin Batırel’in günde 3 kez güncellediği site, ayda 82 güncel yorumla izleyenlerinin karşısına çıkıyor.
Sitede bir o kadar da flaş haber yer alıyor.
Analizleri, dünya ekonomisindeki gelişmeleri, Türkiye’deki siyasi ve ekonomik olayları ve açıklanan göstergelerin piyasalara yansımalarını takip edebileceğiniz, üye olursanız uzmanıyla direkt irtibata geçebileceğiniz güzel bir site yani.
Ben siteyi tesadüfen gördüm ve içine girince ekonomideki bildiğimiz “rakam ziyanlığı”ndan çok sadeliğine çarpıldım.
Eğer ziyaret ederseniz Necmettin Batırel’in bu siteyi hangi şartlarda hazırladığını bilmenizde yarar var;
“-Uluslararası borsalardaki para ve kur hareketleriyle, emtia ve petrol fiyatlarını yakından izliyorum. Bu takip, hem uzun bir zaman, hem de çok büyük bir emek gerektirmektedir. Her gün 12 saat çalışıyorum. Akşamları da evden Wal Street’i izliyorum. Gün içinde yerli ve yabancı yüzlerce yorum ve haberi okuyorum. Borsaları takip ediyorum. Hem ekonomik yorum, hem de yatırım danışmanlığı görevi yapıyorum. Görüşlerimde yüzde 100 isabetli olduğumu iddia etmiyorum. Ama yüzde 75 - yüzde 80 hedefi tutturduğumu zannediyorum...”

bir film diyaloğu!
-Bazen eğer sevgi gerçekse ve iki insan beraber olmak istiyorsa kimse onları ayıramaz değil mi?...
“-Eğer sevdiğimiz kişiler bizden çalınmışsa; onları uzun yaşatmanın yolu onları sevmekten asla vazgeçmemektir... Binalar yanar, insanlar ölür, ama gerçek aşk ölümsüzdür...” (...The Crow filminden)

hayata dair
Yüz savaşta yüz sefer kazanmak ustalığın en doruk noktası değildir...
Düşmanı savaşmadan yenmek ustalığın en doruk noktasıdır...
Danışarak avantajlarını değerlendir; kuvvetlerini ona göre yapılandır ki; olağanüstü taktikler uygulayabilesin...
Kuvvetlerini stratejik olarak yapılandır, üstünlük sende kalsın...
Stratejik etkenlerin çoğunu kendi safında bulunduran kimse daha savaşa girmeden karargahta kazanmış; bunların azını elinde tutan kimse daha savaşa girmeden yenilmiş sayılır...
Hele hiç bulundurmayanların vay haline...
Bu noktadan hareketle yenen ile yenileni hemen görebilirsin... (...Sun Tzu)

temel’in yeri
Temel sigara içmeyeceğine dair Fadime’ye söz vermiş...
Ertesi gün işten çıkmış; eve giderken tekel bayisinin önünden geçerken sigara almamak için kendini zor tutmuş...
Biraz yürüdükten sonra ikinci tekel bayisini görmüş, daha bir zorlanmış...
Üçüncünün önünden geçerken biraz durmuş, sonra devam etmiş, 10 metre gittikten sonra geri dönmüş...
Kendi kendiyle gurur duyarak;
“-Ula Temel; sen ne azimkar bir insansın... Sözünde durduğun için gel sana bir sigara ısmarlayayım...”

bizimkiler
Cüneyt Abi; birlikte röportaja gitmek için Betül Hanım’la buluşacak...
Betül Hanım telefonla aramış buluşma yerini bildiriyor;
“-Cüneyt Bey; Beykoz Riva’da Cem Hoca’ya gelin...”
Gerisini Cüneyt Abi kendisi anlatıyor;
“-Ben de gideceğimiz adresin krokisini bulmak için internete ‘Cem Hoca’ diye yazdım. Herhalde çok meşhur bir hoca diye düşündüm... Bulamayınca tekrar Betül Hanım’ı aradım ve sordum;
“-Bu Cem Hoca’nın soyadı yok mu, çıkmıyor internetten?...”
Betül Hanım‘ın gülmesi bitince duruma açıklık getirdi;
“-Cem hoca değil Cüneyt Bey... Cam ocağı, cam ocağı...”

iğnelik

MUSALLAT

Sol nedir kimdir solcu,
Bir de benden dinleyin...
Bir garip Marksist yolcu,
Çelişki yüklü beyin!

İşsiz ile fakirin,
Hakkını sözde kollar...
Sermâyeye besler kin,
Değme zengini sollar!

Yönetimde rol alır,
Halkın oyuna inat...
Memleket geri kalır,
Olursa sol musallat!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



Karslı Elekber Dayı yeğeninin davetlisi olarak Amerika’ya gider...
Yeğeniyle gezerlerken gözü araba mezarlığına takılır...
-Ay baba, bes bu maşınlar nedi?..
“-Dayıcığım burada hiçbir şeyi 10 yıldan fazla kullanmazlar. 10 yıldan sonra hurdaya çıkar, atarlar. Buraya da araba mezarlığı diyorlar. 10 yıl kullandıkları arabaları buraya atarlar...”
Elekber Dayı şaşırıp kalır... Tam bu sırada yakındaki bir gökdelenin üst katlarından camı silen bir kadıncağız pat diye ayaklarının dibine düşüverir...
Kadıncağız ölmüştür... Elekber Dayı telaşlanır, kadının yüzüne bakar büyük bir hayıfla;
“-Ay babo; eğer bu avrat Kars’ta olaydı heç kimse bunu atmazdı... Bir 10 sene daha avratlık ederdi bu...”


temel’in yeri
Fadime, oğlu Temel’in durumunu öğrenmek için okula gitmiş... Öğretmen durumu anlatmaya başlamış;
“-Çok farklı bir öğrenci Temel... Dikkatini veremiyor derse... İşlediğimiz dersin kitabında hep yanlış sayfaya bakıyor... Hatta bazen kendi sırasına değil, yanlış sırada bile oturuyor...”
Fadime telaşlanmış;
“-Allah Allah... Acaba niye böyle davranıyor, niçin dikkatsiz bu kadar?...”
Öğretmen rahatlatmaya çalışmış;
“-Merak etmeyin okulda düzelecektir... Her şey yoluna girer yakında” dedikten sonra eklemiş;
“-Bu arada yeri gelmişken belirteyim, bizim randevumuz yarındı...”

hayata dair
-Herşeyi kontrol etmeye ve yönetmeye çalışmaktan vazgeçin...
-Sürekli “alarmda” olmanız gerektiğini söyleyen iç sesinize kulak vermeyin...
-Yeni yollar denemesi için ruhunuza izin verin.
-Bir şey için elinizden geleni yaptıktan sonrasını dert edinmeyin...
-Fırsatların karşınıza kendiliğinden çıkmasına izin verin...
-Kendinize günlük hedefler çizin...
-Kendinizi huzursuz hissettiğinizde içinizdeki barışın merkezine gidin...
-Sinirlenmenin boşa giden enerjiden başka bir şey olmadığını unutmayın...
-Tek bir doğru yoktur... Olayları algılama şeklinizi değiştirin...
-Kendinizi başkalarının yerine koyun... Böylece daha zor incinir ve incitirsiniz... (...Dr. Deepak Chopra)


bizimkiler
Cüneyt Abi askerden gelen oğlu Bahadır’ın teknik liseden arkadaşıyla karşılaşmış...
Çocuk, “Amca nasılsın” diye selamlayınca Cüneyt Abi de onun hatırını sormuş, “Ne iş yapıyorsun” diye...
“Boştayım amca” diye cevap vermiş... Cüneyt Abi; Bosch firmasında çalıştığını zannederek konuşmasını sürdürmüş, tabii durum da sarpa sarmış;
-Boştayım Cüneyt amca?...
-Aaa... Ne güzel, ne güzel... Kaç para alıyorsun?...
-Ne parası amca, boştaki adam kaç para alır?...

söz der ki
“-Kadınlar dürüst erkek olmadığını bilir, iyi yalan söyleyeni ararlar...”
(...Sırf ‘O kadar kıyağımız olsun’ diye ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...KANAL D - Esra Ceyhan’la)
ESRA CEYHAN: Başka ne gibi özellikleriniz var?...
SABRİ AMCA: Kara delikten geçtim geri geldim. Güneşe dokunabiliyorum.
ESRA CEYHAN: Allah Allah, bunların şahitleri var mı?...
SABRİ AMCA: Var... Mesela koyun, kuzu gibi hayvanlarla hep iletişim içersindeyim...

bir film diyaloğu!
“-Sürekli konuşmak illa da iletişim kurmak demek değildir...”
(...Eternal Sunshine of The Spotless Mind filminden)


iğnelik

> BAYRAK YARIŞI

Taş üstünde taşı yok,
Bu memlekette solun...
Yapmaz yıkar altı ok,
Olur tıkacı yolun!

Oylarınla aç yolu,
Zafer getirsin gazâ...
Solla sandıkta solu,
Bakakalsın bas gaza!

Bu millete hizmeti,
Merhum Menderes yaptı...
Açtı Özal devleti,
Tayyip bayrağı kaptı!

> (...Sefa Koyuncu)

Söz Market



söz der ki
“-Kolay kırılan fındıklar; ağzınızda o acı tadı bırakacaktır...”
(...Nereye çekersen oraya gitmeye hazır müthiş S.Ö.Z.leri)

bizimkiler
“Bir Film Diyaloğu” bölümüne yazmam için Fatih öneriyor;
“-Abi 24 saat isimli filmde çok güzel bir laf vardı...”
Haftanın yıldızı Serdar, dehşete düşüyor;
“-24 saat film mi izlenirmiş yaa?...”

kadınlar & erkekler
-Erkekler; kadın “Boş ver ben yaparım” dediği zaman boş verir ve kadın yapsın diye bırakır...
-Kadınlar; erkeğe “Boş ver ben yaparım” dediğinde, erkek boş verince öfkeden çıldırır...
-Erkekler; kadın “Boş ver ben yaparım” dediğinde boş verince, kadın öfkeden çıldırdığında, “Peki ama şimdi niye kızıyorsun” der...
-Kadınlar; erkeğe “Boş ver ben yaparım” dediğinde, erkek boş verince, öfkeden çıldırdığında erkek, “Peki ama şimdi niye kızıyorsun” diye sorunca, “Niye söylediğimi anlamıyorsan ben de söylemiyorum işte” der...
...Ve bu hikaye hiç bitmez...

temel’in yeri
Temel’in çocuğu olmuş... Hemen kahveye koşup müjdeyi vermiş;
“-Beni tebrik edin, artık babayım...”
“Uyyy” demiş Dursun;
-Oğlan mı?...
“-Hayır, bilemedin...”
-Demek ki kız?...
“-Bu memlekette de dedikodu amma hızlı yayılıyor yahu...”

bir film diyaloğu!
“-Bir geceliğine kral olmak, ömür boyu budala olmaktan iyidir...”
(...The King Of Comedy filminden)

hayata dair
Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir... Sevgiye karşılık beklemeyin...
Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin...
Fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun...
Birine çarpılmak için bir an yeterlidir...
Birinden hoşlanmak bir saat, ve birini sevmek için de bir gün yeterlidir...
Ama birini unutmak ise bir ömür sürer...
Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir... Zenginliğe aldanmayın; yok olur gidebilir.
Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir.
Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun...
Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun.
En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir...
Geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz. (...Steve Goodier)

tuzaktan kumanda
(...LİG TV - Maraton)
ŞANSAL BÜYÜKA: Sen oyun dizilişini beğenmedin yani...
ERMAN TOROĞLU: Hocam bir laf vardır, tayyareye selam söyle diye...

iğnelik

HANGİ YÜZLE

Kim neyi neden seçti,
Anlar olduk yakından...
Çok sular aktı geçti,
Köprülerin altından!

Karanlık ufukların,
Aydınlığı yakında...
Fayda ile zararın,
Zîrâ millet farkında!

Hortumcu ayan beyan,
Hangi yüzle oy bekler...
Ülkeyi geri koyan,
Marksist eski tüfekler!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



söz der ki
“-Kadının silahı yoktur, onlar sizin ağzınızdan çıkanlarla savaşırlar...”
(...’Ooo’ dedirten müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...NTV - Canlı Gaste)
CAN DÜNDAR: Nevruz’da vereceğin konsere kimler katılacak?...
TARKAN TEVETOĞLU: Galiba Türkiye Cumhuriyeti ülkelerinden birkaç konuk sanatçı olacak?...
CAN DÜNDAR: Türk Cumhuriyetleri’nden yani?...

bir film diyaloğu!
-Senden korkmuyorlar, senin temsil ettiğin şeyden korkuyorlar...
“-Ne temsili be moruk! Onların gözünde saçtan başka bir şeyi temsil etmiyoruz.

hayata dair
Mesleğiniz ne olursa olsun; ister başkan, ister milletvekili, doktor, avukat, gazeteci, sanatçı, işçi... Önemli olan önce insanın kendisine olan saygısıdır...
Bunun için de, disiplinli bir çalışma gerekiyor...
Disiplinli bir hayata girmeyi planlıyorsanız, öncelikle bunu beyin olarak istemek lazım...
Sıkılmadan şartları yerine getirmek içinse hemen pes etmek yok... Başkaları yerine, kendinizi geçmeye çalışın... Örneğin erken kalkamıyorsunuz...
Diyelim ki sabah dokuzda uyanıyorsunuz ama hedefiniz yedide kalkmaksa, yarım saat aralıklarla uykunuzu geri çekin ki vücut, dengesini bozmadan uyum sağlayabilsin...
(...Henry Kissenger)

temel’in yeri
Kafileyi taşıyan otobüs kaza yapmış... Bunu duyan Fadime kocasının durumunu öğrenmek için hastaneye koşmuş ve salonda beklemeye başlamış... Biraz sonra salona giren doktor diğer bir yolcunun eşine gitmiş: “-Hanımefendi maalesef kocanızı kurtaramadık, öldü...”
Fadime doktora sitem etmiş:
“-Ama doktor bey... Ben o hanımdan daha önce gelmiştim...”

bizimkiler
Siz şimdi yine abarttığımı düşüneceksiniz ama anlatayım yine de... Servisten her gün bir televizyon kumandası kaybolmaktadır...
Teknik servisten yeniledikçe, ertesi gün yine bir kumanda telaşı...
Serdar’ın kumanda kaybolduğu günler, cep telefonunu masada unuttuğunu fark edince olayı çözdük sonunda...

itiraf reyonu
(...isim: kenan kılıç ...şehir: istanbul ...yaş: yirmiiki)

-Bu itiraf dizi oyuncusu Suat Usta’dan alıntıdır-
Belediye otobüsünde 40-50 yaşlarında bir amca durağa gelmeden inmek ister, “Çabuk beni indir” diye... Şoför, “Durak harici indiremem” diye diretse de amca, “Sana aç kapıyı dedim, ineceğim... Bende kalp var bak. Kriz geçirteceksin” der ısrarla...
En sonunda şoför yavaşlar, “Aman ha, bari sağına bak” der demesine ama sağdan gelen motosiklet amcayı yere yığıverir... Hastaneye gidilir, amcanın çocukları olayı haber almışlardır ve şoföre, “Sen bittin. Babamıza bir şey olursa seni öldürürüz” diye tehditler savurmaktadırlar...
Şoför ise sürekli içinden dua eder, “Kendine gelsin de kapıyı ben açtırdım” desin diye...
Kazazede kendine gelir ve gözlerini açtığında şoföre bağırır; “-Kapıyı niye açtın”...
(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)

iğnelik

SON DURAK

Başka parti var mıdır,
Böyle mahkeme sever...
Darbe der eder dırdır;
Hâkim amca yetiş, der!

Krizlerde takar zil,
Olur yardıma çengel...
Bu keşfim yeni değil,
Kalkınmaya da engel!

Mızıkçıyı sevmeyiz,
Türk milleti olarak...
Sabırlıyız evmeyiz,
Sandık sana son durak!

(...Sefa Koyuncu)

duvar
Eskiden;
Ne dostlarımız vardı be?..
E-dostlarımız kaldı şimdi...

Söz Market



söz der ki
“-Bugün yapamadığımız şeyler; zamanında yapmadığımız şeylerin eseridir...”
(...Altyapıya gereken önemin verilmediğinden yakınırken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...STAR - Futbolig)
ERTEM ŞENER: Hikmet Hoca’mla (Karaman) biz uçakta bile sohbet edemeyiz, çünkü sürekli okur...
OSMAN TANBURACI: Ben de uçaktayken okurum... Ama sürekli dua okurum...

bir film diyaloğu!
“-Bazen kazanmış gibi gözükürsün ama aslında kaybetmişsindir, bazen kaybetmiş gibi gözükürsün ama aslında kazanmışsındır...”
(...White Men Cant Jump filminden)

hayata dair
Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar... Hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır... Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar; Hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu...
Güvenli ve rahat; ama aptalca ve tamamen anlamsız...
...
Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler; Kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar... Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir... Aslında, bazen onlar en önemlileridir...
...
Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin... Sadece sizi sevdikleri için değil, aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için... Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin... Size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için...
...
Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın... Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır...
(...Sharon Zeff)

temel’in yeri
Lazlar, Ruslarla yapılan savaşta çok kayıp veriyormuş...
Sadece ellerindeki kuş tüfeğiyle Rusya’ya doğru ateş ediyorlarmış ve durumu gören yörenin bilmiş insanı Temel karşı çıkmış; “-Bu küçük şeyle koca devleti nasıl yıkarsınız?...”
-E ne yapacağız...
“-Çekilin kenara... Bana bir gürgen ağacı kesin, içini oyun, barut saçma doldurun, kafaya bir demir...”
Bütün hazırlıkları tamamlamışlar ve yeni silahla Rusya’ya doğru atış yaparken infilak etmiş... Etraftaki 100 kişi ölmüş, çevre binalar yıkılmış...
Temel kendinden emin “Ohooo” demiş;
“-Burda bu kadar ölü varsa, Rusya tamamen yerle bir olmuştur...”

bizimkiler
Rivayet odur ki; Sırrı, Beylikdüzü Migros’a ilk gittiğinde güvenlik görevlisi bayan,
“Efendim cep telefonunuzu bu kutuya bırakın” demiş...
Ceplerini yoklayan Sırrı, “Aaa” demiş; “-Ben telefonu evde unuttum, alıp geleyim mi?...”

kadınlar & erkekler
Komşuları; çok konuşması ile ünlü kadının cenazesindeymiş...
Öyle ki; kadının ilk kocası beş yıllık evliyken, ikinci kocası 3 yıllık evliyken ölmüş... Nihayetinde kadın da vefat etmiş ve yakınları onun için toplanmış...
En yakın komşusu, “Nihayet bir araya geldiler” diye fısıldamış... Yanındaki, “Hangi eşinden bahsediyorsun” demiş;
“-Birincisi mi yoksa ikincisi mi?...”
Adam cevap vermiş;
“-Hayır, ben çenesinden söz ediyorum...”

itiraf reyonu
(...isim: ali taşdelen ...şehir: istanbul ...yaş: kırküç)

Dükkana elindeki küçük mutfak tüpüyle gelen bayan, raftaki bisküvileri göstererek;
“-Bana bir tane kakaolu piknik tüpü verir misiniz” dedi...
Gerisini anlatması zor.

(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)

iğnelik

YELPAZE

Sarıyor yavaş yavaş,
Heyecânı seçimin...
Bu demokratik savaş,
Skoru sizce kimin?

Gerçi biliyor bunu,
İğnelik okuyanlar...
Bozacaklar oyunu,
Feryâdımı duyanlar!

Vereceğiz de reyi,
Hür irâdemizle biz...
Cümle sol yelpazeyi,
Sandığa gömeceğiz!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



Hayatımızda her şey güzelce akıp giderken hoş ve olumlu olmak kolaydır...
Ama hayatın akışı değişip de geçici olarak bizi güçsüz bırakırsa, o zaman gerçek gücümüz ortaya çıkar...
Sevgi bize “Neden ben” diyerek zaman kaybetmemeyi, onun yerine, “Şimdi ne yapmalı” demeyi öğretir...
Birinci soru gereksiz ve anlamsız bir çatışmaya götürür, ama ikincisi kendine acımanın ve anlamsız suçlamanın yükünü taşımayan bir eylemi akla getirir...
Eğer sevgi varsa, güçlükler bozulan ilişkilerin nedeni değildir...
Aslında bu durum bizim değişip ayakta kalmamızı sağlar...
(...Leo Buscaglia)


bizimkiler
“İnönü Stadı’na verdiğiniz masa kırma hasarından ötürü spor sahalarına girişiniz 2 yıl süre ile durdurulmuştur...”
TSYD antetli kağıtla Emin’e gelen bu ağır ceza, haftanın gündemini oluşturdu... Emin Gençlerbirliği maçına gitmiş ve öndeki gazeteciyle o sırada gelişen bir pozisyonu konuşurken masayı kırmıştı... Ceza yazısıyla birlikte önce Şef’e, sonra Müdür’e, ardından TSYD yöneticisi Naci Abi’ye gitti...
“Yapılacak bir şey yok, kurul kararı” cevapları ile yıkıldı ve savunmasını da yazarak TSYD’ye gönderdi... Kendisi hakkında verilecek kararı bekliyor... Ama o da sizinle birlikte öğrenecek bunun Spor Servisi tarafından düzenlenmiş bir komplo olduğunu...


temel’in yeri
Doktor Temel, hastasını muayene ettikten sonra karısına dönmüş;
“Sizinle özel konuşabilir miyiz” demiş...
Hasta odadan çıkmış ve Temel anlatmaya başlamış;
“-Size bir iyi
bir kötü haberim var;
-İyi haber iyi bir çiçekçi tanıyorum...
-Kötü haber çelenkler biraz pahalı...”


kadınlar & erkekler
Genç çift, yeni mahallede, yeni evlerine taşınmış...
Sabah kahvaltı yaparlarken, karşı komşu da çamaşır asıyormuş...
Kadın heyecanla kocasına:
“-Bak hayatım, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru deterjanı kullanmıyor...”
Kocası eşine bir süre bakmış sonra da hiçbir şey söylemeden kahvaltısını sürdürmüş...
Komşusunun çamaşır astığını her gördüğünde kadın aynı yorumu yapmaktan da geri durmamış...
Bu durum bir ay kadar sürmüş...
Bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış, hayretle kocasına dönerek:
“-Bak!... Sonunda çamaşır yıkamayı öğrendi, çok merak ediyorum... Kim öğretti acaba?...”
Kocası gülmüş:
“-Tatlım ben bu sabah biraz erken kalktım ve penceremizi sildim...”


iğnelik

> UNUTULMAZ

Ana muhâlefetin,
Bilinen marifeti...
Geri bırakmak için,
Şikâyettir milleti!

Her bir fırsatta tutar,
Mahkemenin yolunu...
Fakire yardım mı var,
Hemen engeller bunu!

Hele ki burs engeli,
Kolay yenmez yutulmaz...
Darbe yedi her velî,
Sandıkta unutulmaz!

> (...Sefa Koyuncu)


söz der ki
“-Eğitime harcanan ücret, cehaletin getirdiği bedelden ucuzdur...”
(...Socrates’e meydan okurken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)


tuzaktan kumanda
(...STAR - Arena)
UĞUR DÜNDAR: Muhalefetin tarzını nasıl buluyorsunuz?...
ERMAN TOROĞLU: Muhalefet yok ki... Ortalıyorlar, başbakan da gol atıyor...
UĞUR DÜNDAR: Çarşaf açılımı var CHP’nin bir de?...
ERMAN TOROĞLU: Evet... Çakma çarşafı çıkardılar... Komik yani...


bir film diyaloğu!
“-Evlat olarak senin hataların, baba olarak benim başarısızlığım demektir...”
(...Gladiator filminden)

Söz Market



Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir...
Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur...
Yaşadığınız zamana konsantre olun...
“Gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır...
...
Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın...
Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün
ve bulunduğunuz halden mutlu olun...
Sonuç olarak daha rahat olacaksınız...
...
Gergin durumlarla başa çıkmanın iki yolu vardır;
Ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz...
Bakış açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır...
(...Paul Wilson)

temel’in yeri
Hava akrobatlığına özenen Dursun, bunu denemeye karar vermiş...
Bir paraşüt kursuna katıldıktan sonra ilk atlayışını yapmak üzere uçağa binmiş ve havalanmış...
Üç bin metre yükseklikten atlayan Dursun havada birkaç takla attıktan sonra paraşütün ipini çekmiş... Ancak paraşüt açılmamış...
Yedek paraşütü denemiş, yine bir şey yok... Hızla yere inmeye devam ediyormuş...
O sırada aşağıda kendisine doğru gelen Temel’i görmüş... Yanından yukarıya doğru çıkarken şaşkınlık ve ümitle bağırmış;
-Ula Temel... Sen hava akrobasisi hakkında bir şey biliyor musun?...
“-Hayııır” diye cevap vermiş Temel;
“-Peki Dursun... Sen gaz sobaları hakkında bir şey biliyor musun?...”


kadınlar & erkekler
Bir bankaya gece bekçisi alınacaktı...
Odaya ilk giren, ufak tefek bir adamdı...
Banka müdürü, gece bekçiliğinin ne kadar önemli bir görev olduğunu anlattı:
“-Bak oğlum... Bizim gece bekçiliği başka işlere benzemez... Şartları çok ağırdır... Bizde gece bekçiliği yapacak kişi hiç uyumayacaktır...
Herkesten, her şeyden kuşkulanacaktır... Bu yüzden bir dakikasını bile huzur içinde geçirmeyecek, her duyduğu sözü araştıracaktır...
Aşırı bir duyma ve görme yeteneğine sahip olacak, uzağında, yakınında ne olup biterse hepsini duyacak, görecektir...
Gerektiğinde kavgacı, gürültücü, etrafını ürkütücü olacak, hatta gerektiğinde göze göz dişe diş kavga etmekten bile çekinmeyecektir”...
Bunları dinleyen adam, “Ben adaylığımı geri alıyorum” dedi;
“Ama sizin bu tarifinize tıpatıp uygun birini getirebilirim...”
Çıkıp gitti...
Yarım saat sonra döndüğünde, yanında karısını getirmişti...


iğnelik

> ÇIKMAZ SOKAK

Ne Karl Marx ne Engels ne,
Lenin ne de Stalin...
Denk biri ötekine,
Yakalarındadır elin!

Birkaç akıl firârı,
Kasdetti hayâtına...
Darwincilik aykırı,
İnsan tabîatına!

Sol kafada derin iz,
Marksizm denilen batak...
Ucu görünmez dehliz,
Solculuk çıkmaz sokak!

> (...Sefa Koyuncu)


bizimkiler
(...Kocaeli’den muhabir arkadaşımız Tezcan Solmaz anlatıyor)
Geçen bir arkadaşın düğününe gittim abi...
Gelinle damadın takılarını taktım, beni davet eden akrabalarını arıyorum salonda...
Telsizden anons geldi, koşarak ayrıldım oradan...
Ertesi gün beni davet eden arkadaş, “Niye gelmedin, çok ayıp ettin” gibi şeyler söyleyince, yanlış düğün salonuna gittiğim anlaşıldı...
Tanımadığım adamlara çeyrek taktığım ortaya çıktı ve çağıran adama da rezil olduk.



tuzaktan kumanda
(...CNNTURK - Çok Farklı)
AYŞE ÖZYILMAZEL: Filmden sonra “Issız Adam”lar türedi sokaklarda...
NİLGÜN BELGÜN: Hayatım ben artık bunları yemiyorum. Issızmış, ıslıymış, ben adamın yüzüne bakar bakmaz anlıyorum...
***
(...CINE 5 - Cine City)
KEMAL HAMAMCIOĞLU: Recep İvedik filmi gerçek bir komedi filmi midir?...
HALİT AKÇATEPE: Gerçek bir sululuk filmidir... Türkiye’de en son çekilen komedi filmi Hababam Sınıfı’ydı...


bir film diyaloğu!
-Emin misin, nasıl anladın onu sevdiğini?...
“-Evet ona aşığım... Anladım çünkü bana ihtiyacı yok...”
(...Closer filminden)


söz der ki
“-Acılar, olgun insanın heykeltıraşlarıdır...”
(...Sadece müthiş S.Ö.Z.leri)

Söz Market



Öyle bir başıma göründüğüme bakma...
Karanlıklarımın ardında neler var neler...
Eskimiş yarım sevdalar, miadı dolan kullanılmış hayatlar ve hepsinin bir yerimde kalan acıtan anıları...
Bir çatı katından bakar gibiyim yaşadıklarıma; öyle uzaktan, öyle kayıtsız, ben aşağı inene kadar değişiveriyor her şey...
Hiçbir zaman yetişemiyorum...
Ne zaman son basamağa gelsem, gitmiş oluyor gecelerce beklediklerim...
Bazı hataların bedeli ne büyük oluyormuş meğer...
Öde öde bitmiyor, bitmeyecek...
Her yeni adımda, her yeni solukta nefesini ensemde hissediyorum...
Bırak artık be yakamı, sen de yoruldun biliyorum...
Dışardan baktığında nasıl da sıcak, nasıl da huzur dolu...
Ya içersi; olabildiğine boş ve soğuk...
Günlerdir duruyor verdiğim ilan, kimse arayıp sormadı...
Sahibinden satılık kelepir çatı katı... (...Simone)


temel’in yeri
Okulda çocuklar gizli bir şekilde tuvalette sigara içiyormuş...
Bir gün yine içerken okulun en sert hocası Temel tarafından baskına uğramışlar ve herkes bir tuvalete girmiş...
Tabii o panikle iki kişi aynı tuvalete girmiş... Girmişler ama düşünmeye başlamışlar,
“-Tuvaletin kapısının altında 20-30 santim kadar bir boşluk var; iki kişi olduğumuz görülebilir...”
Düşünmüşler, taşınmışlar uyanık olanı, “Birer ayağımızı kaldıralım” demiş...
Nasıl olsa ayakkabı, pantolon her şey aynı...
İkisi yan yana gelmiş, sağdaki sağ ayağını, soldaki sol ayağını kaldırmış...
Temel gelmiş tuvaletin önüne, eğilip içeri bakmış ve;
“-Evladım ayakkabılarını ters giymişsin...”

bizimkiler
Servise en erken gelmesi gereken Serdar, yine öğlene doğru kapıdan girmiştir...
“Ooo... Serdar Bey, vali bile makamına oturdu” esprileri, onun yüzündeki moral bozukluğunu almayacaktır...
“Sorma abi yaa” der;
“Yine bomba yaptık...”
Kulaklar dört açılır ve dinlenir;
“-Gece kafam biraz karışıktı... Telefonun saatini kurayım diye “08.45” diye mesaj yazıp kendime atmışım”...
Saati kurma yöntemi ilginç gelse de, bütün bunların, kasıtlı olarak yapıldığına inanılır artık...
Sırf köşeye malzeme olsun diye...

bizim Ora
> (...Ege Bölgesi sözlüğü Ali Taşdelen’den)
Hindi: Şimdi
Gücüle: Henüz şimdi
Şıvkıtmak: Etkisiz hale getirmek
Gortlangoz: Salyangoz
Köygöçtüren: Kertenkele
Biyon: Bir kere
Dığan: Teflon olmayan tava
Granlamak: Yanından geçmek
Söğkenmek: Uzanmak
Matıflamak: Eli ayağı dolanmak...
Bıtırak: Diken Turu
Okarı: Yukarı
Pisgevit: Bisküvi
Gayfa: Kahve
Bundan kelli: Bundan sonra
Badılcan: Patlıcan
Ödü Sıdmak: Ödü kopmak...
Çok hora geçti: Çok makbule geçti
Tokurdak tokurdak: Peşi sıra
Ocağın anacında: Ocağın yanında
Yuni muni: (One minute) Bi dakka


iğnelik

> BEKÇİBAŞI

Romantik lider vardı,
Adı dürüste çıkan...
Lâfta solu sollardı,
Güvercinli başbakan!

Nükleer santral için,
Demişti ki, yok para...
Dur diyemedi niçin,
Koca hortumculara?

Dürüst geçinirdi ya,
Çevresi kene dolmuş...
Kalkışmamış çalmaya,
Hırsıza bekçi olmuş!

> (...Sefa Koyuncu)


tuzaktan kumanda
(...CNNTURK - Çok Farklı)
REHA MUHTAR: Artık erkeklerin karısını aldattığı kadının da, aldatılan kadına tazminat ödeme kararı...
NİLGÜN BELGİN: Hiç valla ben ne tazminat aldım ne bir şey. Rehacım sen neredeydin, niye uyarmadın beni?...
REHA MUHTAR: Bu karar Yargıtaydan yeni çıktı zaten...
NİLGÜN BELGİN: Haa büyük gaf yaptık yani... E kadın da parası varsa olacak evli adamla...


bir film diyaloğu!
GENÇ ADAM: Yaşlı olmanın en kötü yanı nedir?...
İHTİYAR ADAM: Genç olduğunu hatırlamak... (...Straight Story filminden)

söz der ki
“-Kalbinin efendisi olmayan
kimse özgür olamaz...”
(...Dur bakayım dedirten müthiş S.Ö.Z.leri)

Söz Market



söz der ki
“-Göz gönülden yana oldukça aklın yapacağı pek bir şey yoktur...”
(...Göz görmüş, gönül sevmiş mukabilindeki müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...KANAL 1 - Yüz Yüze)
AYSUN KAYACI: Çoğalmak istiyorum artık...
KENAN ERÇETİNGÖZ: Çoğalma saatinin geldiğini mi düşünüyorsun artık?...
AYSUN KAYACI: Evet... Ama
ayda bir...

bir film diyaloğu!
“-Bir aşk mektubunun ne demek olduğunu biliyor musun?... Kahrolası bir tabancadan çıkan bir kurşundur...”
(...Blue Velvet filminden)

İtiraf Reyonu
(...isim: hakan ...şehir: sakarya ...yaş: yirmiiki)

Günlerden Perşembe, abimin motoru dayımda, dayım ise inşaatta elektrik döşüyor...
Ve benim acilen bir yere gitmem lazım...
Dayımı aradım, beni götürmesini söyledim... Geldi ve “Acele et işi bitireyim, cumaya yetişeceğim” dedi... Ben de “Tamam” dedim ve abimi aradım;
“-Dayım bugünü cuma biliyor, arayıp kafa bulsana...”
O da aradı, nihayetinde dayımı iyice şartlandırdık...
Bir süre sonra dışarı çıktı; yaşlı başlı, sakallı amcalar geziniyor sokakta, “Vay be” dedi;
“-Memleket bitmiş, kimse cumaya bile gitmiyor...”
O sırada yengem aradı ve “Ne yapıyorsun” diye sordu...
“-Ne yapayım, cumadan çıktım yemeğe gidiyorum” diye anlattı...

(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)

temel’in yeri
Temel, İstanbul’da yeni kiraladığı evi emlakçıyla son kez gezerken; emlakçı Temel’e;
“Evinizin bir tek kötü tarafı var, o da tren yolunun yanında olması” demiş ve eklemiş;
“-Ama o da problem değil... İnsan birkaç hafta sonra alışıyor...”
Temel cevap vermiş;
“-Sorun değil... O birkaç haftada da gidip amcamlarda kalırım...”

hayata dair
İnsandan zaten ne beklenebilir ki?...
Yeryüzünün bütün nimetlerini başından aşağı dökün,
onu gırtlağına kadar mutluluğa batırın;
öyle batırın ki, mutluluğun yüzeyine kabarcıklar yükselsin...
Ona, yatıp uyumaktan, bütün gün kurabiye yemekten
ve insan soyunun devamını getirmekten başka bir şey
yapmasına gerek kalmayacak parasal gelir sağlayın...
İşte bu insan, sırf nankörlüğünden ve rezilliğe olan eğiliminden dolayı,
size ayaküstü bir oyun oynayacaktır...
Bu olumlu ve akıllı davranışınızın içine, sırf kendi uğursuz
ve başına beladan başka bir şey getirmeyecek hayalperest yanını sokacaktır...
Kurabiyeleri kaybetmeyi göze alacak,
oraya buraya koca burnunu sokacak,
hatta belki de en olmayacak belanın,
en berbat ekonomik durumun başına gelmesini isteyecektir...
(...Dostoyevski)

bizimkiler
Halı saha maçı için soyunma odasındayız... Serdar’ın telefon sesi duyulur...
Elbiseler çıkıp formalar giyildiği için, Serdar askıdaki kıyafetlerin ceplerini karıştırmaya başlar...
Karıştırmaya devam eder... Ve söylenir;
“-Tüh, telefonu gazetede unuttuk galiba...”

iğnelik

ABAKÜS

Durmadan ileriye,
Gitmek istiyor millet...
Asılıyor geriye,
Entrikacı zihniyet!
Buluyor ters yönünü,
Yapılanı yıkıyor...
Gelişmenin önünü,
Mahkemeyle tıkıyor!
Bilgisayarla saydık,
Seçmeni başımız dik...
CHP’ye kalsaydık,
Abaküs devrindeydik!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market




(...Kurtlar Vadisi sözlerine yeni açılımlar... Yavuz Kurtuluş’tan)

“-KURAL BİR; KARAR VERDİN Mİ UYGULAYACAKSIN...”
(...Uygularken sağa sola bakacaksın... Tereddüt ettiğinde bize bildireceksin... Asıl kural, kaybedenlerin kaydı düşülür)

“-YAŞAMAK İÇİN YALVARMADIK, ÖLMEK İÇİN YALVARMAYIZ...”
(...Henüz 27 yaşındayım, bana on sene mühlet verin en kral adamınız olurum)

“-HER ZAMAN MUTLULUĞUN DORUĞUNDAYKEN GÜLÜNMEZ...”
(...Çok gülmek kalbi karartır zaten... Yüz kasları falan diyorlar, inanmayın masaldır...)

“-SONUNU DÜŞÜNEN KAHRAMAN OLAMAZ...”
(...Senin sonunu düşünmen, bizim sonumuz olabilir... Sonunu düşünen bize katılmasın, gidip BAĞ-KUR’unu yatırsın)

“-İNSANA GÜVENME ÖLÜR, AĞACA YASLANMA KURUR...”
(...Rüzgârda kalma vurur, denize açılma tutar, köpeğe yaklaşma kapar, veresiye alma yakar, arıya sırnaşma sokar, babanla takışma çakar!)

“-AZDAN AZ, ÇOKTAN ÇOK GİDER...”
(...Haa unutmadan; birazdan biraz, ekseriyetten ekseri, ufaktan ufak, bir kısımdan bir kısım da gidebilir...”


hayata dair
Araştırma yapıldığı zaman ancak bilgi artırılabilir;
Bilgi artırıldığında ancak istek samimi olabilir;
İstek samimi olduğunda ancak akıl ıslah edilebilir;
Akıl ıslah edildiğinde ancak özel hayat iyileştirilebilir;
Özel hayat iyileştirildiğinde ancak aile yapısı düzeltilebilir;
Aile yapısı düzeltildiğinde ancak devlet düzen içinde yönetilebilir;
Devlet düzen içinde yönetildiğinde ancak dünyada barış tesis edilebilir... (...Konfüçyüs)

bizimkiler
Kayseri uçağından sonra haftanın en önemli olaylarından biri de Ali’nin Hilton koridorlarında çamaşırları ile kalmasıydı...
Yan odadaki Mehmet telefonla sigara istemiştir ve o da kartını yanına almadan paketi arkadaşına verip dönmüştür...
Uzun süre ne yapacağını düşündükten sonra Mehmet’in odasından danışmayı arayıp durumu, “Hanfendi ben çok zor durumdayım” diye anlatması olayı bizim dilimize düşürmüştür...
Halbuki bu olay yaşanmamış olsa, odasına ilk girdiği gün olanları yazacaktık...
Kapının hemen yanında bulunan aynalı dolabın kapağı açık kalmış ve Ali de aynada kendini görünce “Pardon” deyip danışmaya inmiş, “Bana dolu oda vermişsiniz” demişti.

iğnelik

> KARA KUTU

Katı kapalı devre,
Kara kutuydu rejim...
Yasaktı komşu çevre,
Duvardı yağlı sicim!

Cihan harbinden beri,
Gömlek bünyeye dardı...
Baskıyla kaldık geri,
Kumpas sistemi vardı!

Başladı ağ çevrimi,
Artık her nokta gözdü...
Haberleşme devrimi,
Kara kutuyu çözdü!

> (...Sefa Koyuncu)



temel’in yeri
Müteahhit Temel, daire sattığı adama açıklamalarda bulunuyormuş;
“-Sana sattığım dairenin bazı sakıncaları var tabii ama, çok iyi yanları da var... Evet, kuzeyde petrokimya tesisleri, batıda hayvanat bahçesi, doğuda balık unu fabrikası ve güneyde çöplük var...”
Müşteri merakla bekliyormuş;
-Peki iyi yanı neymiş?...
“-Rüzgar bugün nereden esecek, diye kafana takıp da canını sıkmazsın...”


söz der ki
“-Karşılıksız sevmek insanı, karşılıklı sevmek aşkı öldürür...”
(...Yine yaptığını yaparken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)


tuzaktan kumanda

(...HABERTÜRK - Bu Gece)
KONUK İŞ ADAMI: İş hayatımı, başarılarımı, ailemi anlattım bu kitapta...
SABA TÜMER: Aile öykünüzde neler vardı?...
KONUK İŞ ADAMI: Babamı anlattım... 80 yaşında vefat etti babam...
SABA TÜMER: Maşallah...

bir film diyaloğu!
“-Garip olan ağlamadım bile... Belki de bize, erkek başına belli bir gözyaşı tahsis edildi ve ben onu kullandım...”
(...Sex And City filminden)

Söz Market




tuzaktan kumanda
(...FOX TV - Çarkıfelek)

MEHMET ALİ ERBİL: Kocan nerede kocan?...
YARIŞMACI: Öldü Mehmet Ali Bey, 32 yaşında oğlum var...
MEHMET ALİ ERBİL: Yeni mi öldü kocan?...


bir film diyaloğu!
“-Fatma evliliğin rüya görmeyi bitirdiğini söyledi bana...”
(...Yargısız İnfaz filminden)



Hayata dair...
Biz yalnızca sevip sevgiyi orada bırakmak istemiyoruz...
Sevip de sevmekle yetinemiyoruz, sevgimize bir karşılık bekliyoruz...
Bu isteğimizle de başka bir kimseye bağımlı olmuş oluyoruz... İşte bunun için sevin ve bununla yetinin... Sevgi bir tepki değildir... Eğer siz, “Beni severseniz, ben de sizi severim” diyorsanız; Bunun adına ticaret derler, alışveriş derler...
Sevmek, karşılık beklememektir...
(...Krisnamurti)


temel’in yeri
Polis, sirenlerini çalıştırıp, deli gibi araba kullanan Temel’i durdurmuş...
-Çok hızlı ve tehlikeli gidiyordunuz...
“-Kusura bakmayın memur bey, acil bir işim vardı da...”
-Farkında değilsiniz galiba... Yaklaşık bir kilometre önce kavşakta dönüş yaparken karınız arabadan düştü...
Temel ellerini havaya kaldırmış;
“-Şükürler olsun... Ben de sağır olduğumu zannetmiştim...”


iğnelik
BÜYÜK OYUN
Artık geride kaldı,
Yurdum için zor yıllar...
Kalkınmada yol aldı,
Aydınlık istikbâl var!

Kolay değil ifâde,
Bu yepyeni bir destân...
Çelikten bir irâde,
Koca millet bir insan!

Bükülmedi dayandı,
Zora eğmedi boyun...
Türk milleti uyandı,
Bozuldu büyük oyun!
(...Sefa Koyuncu)


itiraf reyonu
(...isim: kenan kılıç ...şehir:
istanbul ...yaş: yirmi sekiz)
Akşam paydos saati gelmişti...
Benimle aynı güzergaha giden İrfan Abi’yle minibüse bindik...
Yaklaşık 3-4 dakika ayakta gittikten sonra orta koltuktan yolcular indi ve biz oraya oturduk... Ve ineceğimiz durakta da indik...
Ancak ben arkamda acayip bir ıslaklık hissettim...
İrfan Abi’ye durumu çaktırmayayım diye düşünürken, o bana “Yahu Kenan” dedi; “-Benim arkamda bir ıslaklık var...”
Olayın biraz daha kimyasına inince bizden önceki yolcunun koltuğa kaçırdığını ve bizim de sünger görevi gördüğümüzü anladık...

(omer.soztutan@tg.com.tr itiraf edin, rezil edelim...)



kadınlar & erkekler
(...Sarkıntı adamlar ve çetinceviz ablalar)
-Bakıyorum da buranın en güzel kızı sensin?...
-Biliyorum... Onun için bu yaşta evliyim zaten...
-Pardon yenge...
...
-Sigaran ve sen öylesine birbirinize benziyorsunuz ki... Ama onu ben yaktım, beni de sen..
-Bence de sen ve sigaram benziyosunuz... İkinizi de ayağımın altında ezebilirim...
-Gittim ben...
...
-Böyle bir şey dünyada yok ama ben yine de sizi birine benzetiyorum galiba?...
-Siyah kuşak var bende.... Devam edersen asıl ben seni benzetebilirim...
-Özür abla...



bizimkiler
Bir doktor ağabeyimiz, telefonla konuşmaktadır...
Karşısındakinin muhabbetinden sıkılmış olacak ki; “Kapatıyorum” der;
“Burada ağır hasta var...”
Rutin kontrolleri için gelmiş, “Ölecek miyim doktor” bakışlarına durumu anlatması güç olmuş...


söz der ki
“-Şans tembeldir; kendisine fazla iş verenlerin yanında durmaz...”
(...İkinci sahte okeyi çekince ettiği müthiş S.Ö.Z.leri...)


duvar
Ne adamlar gördüm
cebinde telefon yok,
Ne telefonlar gördüm,
rehberinde adam yok!

Söz Market




söz der ki
“-Dünler; bugünlere ışık veren ampullerdir...”
(...Hiçbir siyasî mesaj taşımayan müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...LİG TV - Maraton)
ERMAN TOROĞLU: Yahu zaten insanın başına ne geliyorsa meraktan...
ŞANSAL BÜYÜKA: Tamam hoca, ileri götürme...

bir film diyaloğu!
“-Yaşadığına şükretmeyenler yaşamayı hak etmezler...”
(...Saw II filminden)

Ne demişti
Önce ABD Başkanı Barack Hussein Obama’nın Orta Doğu özel temsilcisi, George Mitchell Türkiye’ye geldi.
Sonra ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye’ye geldi.
Şimdi de Başkan Barack Hussein Obama’nın da bir ay içerisinde Türkiye’ye geleceği açıklandı.
Oysa önceleri ABD başkanlarının, bırakın Türkiye’ye dışişleri bakanını göndermesi ya da kendisinin gelmesi; 1964’te zamanın Başkanı Johnson’un yaptığı gibi bir mektup göndermesi yeterli bulunuyor ve bu da yeterli oluyordu.
Niye acaba?... Ne değişti?...
(...Mustafa Koç/Okur-Yazar)

temel’in yeri
Temel ve arkadaşları oturmuşlar birbirlerine bildikleri güzel fıkraları anlatıyorlarmış...
Bu böylece uzun bir süre devam etmiş... Ama sonunda bakmışlar ki bu çok uzun sürüyor ve hep bildikleri fıkraları birbirlerine anlatıyorlar...
Temel demiş ki, “Bundan sonra bildiğimiz fıkralara numara verelim. Anlatmak isteyince bu numarayı söyler, hep beraber güleriz. Böylece anlatma zahmetinden kurtulmuş oluruz...”
Hep beraber bunu uygulamaya başlamışlar... Gerçekten de çok eğlenceli geçiyormuş...
Günün birinde yanlarına Dursun gelmiş... Hemen atlamışlar, “Bir numara söyle de hepimiz gülelim” diye...
Durumdan haberdar olmayan Dursun kırmamak için “138” demiş...
Bir anda ortalık kopmuş, bütün arkadaşları delicesine kahkahalar atarak yerlerde yuvarlanmaya başlamışlar...
Uzun süren bir gülme krizinden sonra kendine gelen Temel, hayretle ne olduğunu anlamaya çalışan Dursun’a dönmüş;
“-Allah iyiliğini versin Dursun... İlk kez duyuyoruz, nereden bulursun böyle fıkraları?...”

Cenaze dolayısıyla kapalıyız!
Hıncal Uluç spor yazarlığını hem de iki kere bitirdi...
Birincisi taraflı spor yazarlığını çıkardı...
Kulüplerin birer görevlisi gibi olan bu kişiler, kendi doğrularını yazmak yerine, yönetimin veya muhalefetin doğrularını yazmaya başladı ve kalemler gerçeğin dışına kaydı...
...
İkincisi; maçları televizyondan takip eden spor yazarı modelini Türkiye’ye hediye etti...
Tepki çektiği statlara gidip maç seyretmek yerine, evinde herhangi bir seyircinin izlediği gözle maçı seyredip yazdı...
Bu aynı zamanda gazete yönetimlerinin işine geldi ve masraf edip deplasmanlara yazar göndermek yerine, evinden yazan adamları tercih etti.
İdman görmeden, maç seyretmeden haftada 4 futbol yorumu, 2 televizyon programı yapılır mı?...
...
Bu iki değerlendirme; bulunduğumuz ortamda “Yüreğe su serpen” yorumlar olmasa da, uçaktan indikten sonra keyifli geldi bana...
Evet; biz ölmemiştik ama, Deniz Gökçe, spor yazarlığının üstüne toprağı atmıştı bile...
Katili bile bulmuştu!...
(BAŞ TARAFI: www.ihlassondakika.com’da)

bizimkiler
Hakan’ı dahiliden arıyorum:
-Hakanım beni bi çaldırsana telefonumu bulamıyorum.
-Tamam.
Telefonu kapatır kapatmaz kapattığım dahili telefon çalmaya başlıyor.
-Olum bunu değil cebi bulamıyorum, cebimi çaldır... -Haaaa tamam....

iğnelik

GİDERAYAK

Merd-i Kıpti şecaat,
Arz ederken sirkatin...
Deyiverdi ossaat,
Dindarlara kustu kin!

Boyun eğdi zillete,
Oldu da zoraki hür...
Ettiği hep millete,
Ağız dolusu küfür!

Küfür ağız tadıymış,
Adamdaki zevke bak...
Zaten göbek adıymış,
Fâş etti giderayak!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



söz der ki
“-Herkesin kendisi gibi olmasını bekleyen insan, kendisinden başkasıyla geçinemeyecek insandır...”
(...Gerçekten ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...FOX - 50 Sarışın)

MEHMET ALİ ERBİL: İngiltere ile Fransa arasındaki denizin adı nedir?...
YARIŞMACI NURHAN: Hazar...

bir film diyaloğu!
“-Neyle başlarsan başla, sonunda elinde daha da azı kalıyor... Kahrolası saf gurur ve aptallık... Her şeyi birden istiyoruz değil mi?...”
(...The Hours filminden)

One Minute!
Dünyaya hükmetmeye çalışan ABD’nin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye ziyaretine gelirken yanında neden yedek kıyafet getirmemiş.
Böylece krizin boyutunu daha iyi anlamış olduk.
...
Obama’nın Türkiye ziyareti, Atina’yı dondurmuş.
Oysa daha geçen yaz Yunanistan cayır cayır yanıyordu. Şu Obama küresel ısınmaya da çare olur mu acep?
...
Kuzey İrlanda’da ölen askerlerden biri, Türk çıkmış.
Demek ki “Bizdeki İrlandalılar” gibi, onlarda da “İrlandalı Türkler” varmış.
...
İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altında bulunan 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in sağlık durumunun iyi olduğu bildirilmiş.
Bu gidişle 12 Eylül 1.000 yıl olmasa da, Kenan Evren 100 yaşına gelinceye kadar devam edecek.
...
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, “Cep telefonlarından yayılan mikrodalga ışınlar, tıpkı fırınlarda olduğu gibi beynimizi pişirmektedir”...
Anladık mı şimdi CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın niye, “no” yerine “yes” tuşuna bastığını?
(...Mustafa Koç/Okur-Yazar)

temel’in yeri
“-Temel, çayına tuz atıp karıştırdıktan sonra, içmeden döküyormuş... Neden?...”
-Tuzlu çayla arası hiç iyi değilmiş...
***
“-Temel belediye otobüsüne her bindiğinde, bir taneden fazla bilet atıyormuş... Niye?...”
-Tasarruf olsun diye...
***
“-Hiçbir sağlık problemi olmayan Temel, işitme engelliler için olan haberleri nasıl dinliyormuş?...”
-Kulaklarına pamuk tıkayarak...
***
“-Pantolonunu yanlışlıkla ters giyerek sokağa çıkan Temel, ne yapmış?...”
-O andan itibaren geri geri gitmeye başlamış...

hayata dair
Öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi,
Güler yüzün bir güneş ışığınca,
Tatlı ve derin yalnızlığında,
Dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde...
...
Gece mi bastırdı, gün mü yoksa, bilmiyorum.
Güler bana o tatlı, o sevimli güneş ışıltılı yüzün,
Ben bir çocuk gibi mutluyum.
...
Gece yarısı bir de rüzgâr
Yavaştan yavaştan pencereme çarpar.
Bir sağanak başlamış inceden,
Damlar odama yavaşça.
Mutluluğumun düşüdür benim,
Rüzgâr gibi yalar geçer yüreğimi.
Bir buğudur o bakışında senin.
Bir yağmur tadıyla sarar yüreğimi.
(...Nietzsche)

bizimkiler
EMİN: Geçen yemekhanede biriyle tanıştım TGRT’den... Neydi adı yaa?...
ERCAN: Eren mi?...
EMİN: Yok yaa 4 harfliydi... T ile başlıyordu galiba
ERCAN: Tuna mı?...
EMİN: Değil değil, Rahmi gibi bir şeydi...

iğnelik

BURS VAK’ASI

Olayın geçtiği yer,
Maalesef Türkiye...
Öğrenciler velîler,
Kesildi burslar, niye?

Aklıevvel bir parti,
Çok oy alırım diye...
Mahkemelere gitti,
Yardımı kestirmeye!

Kestirdi mi yani, he;
Bu ne garip ülkedir...
Burs vak’ası tarihe,
Kapkara bir lekedir!

(...Sefa Koyuncu)

Söz Market



İtiraf Reyonu

(...isim: deniz ...lakabı: dericiler kralı ...şehir: mercan)

Dericiler Kralı Deniz, Mercan’da adres sormak için bir hana girer...
Elindeki kağıda bakarak karşısına çıkan bir şahsa adresi sorar...
Ancak adamdan 4 dakika kadar cevap gelmez... Dericiler Kralı Deniz de elinde kağıtla öylece bekler...
Taa ki karşısındakinin bir boy aynası olduğunu anlayıncaya kadar...
Etrafına bakar, kimse görmemiştir ve hemen oradan uzaklaşır...
(omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)



kadınlar & erkekler
(...Kadınlar için “Mutsuz Olma Rehberi” Mor ve Berisi’nden)
X Eşinizi her fırsatta eleştirin... Kapı önü, misafir yanı dinlemeyin...
X Annesinden ve kız kardeşinden şikayet edin, yaşamıyorlarsa geçmişte yaptıklarını anlatın...
X Sürekli sizi anlamadığından yakının, “Nişanlıyken böyle değildin ama...” diye ağlayın...
X Onun yorgun olduğu zamanlara misafirlik programları yapın, gezmelere götürün...
X Zaman ne olursa olsun; son zamanlarda ilgisinin azaldığından şikayet edin...
X Sizin dışınızda kimseyle görüşmesine izin vermeyin, görüşmeye kalkarsa kıskançlık krizleri geçirin...
X Spor programı seyrederken, öteki kanalda diziniz olduğunu söyleyin...
X Sizi dinlemediğinden şikayet edin, dinlemeye kalkarsa artık geç olduğunu söyleyin...



temel’in yeri
Temel uykusuzluk şikayetiyle doktora başvurmuş...
Doktor muayeneden sonra teşhisi koymuş:
“-Sizin fiziksel bir probleminiz yok... Tek yapmanız gereken, canınızı sıkan ne varsa, bunları yatağın dışında bırakmak...”
Temel başını sallamış;
“-Biliyorum ama, ne yapayım doktor?... Karım bensiz yatmaya yanaşmıyor...”


söz der ki
“-Seven ortada dolaşır, belli etmez... Âşık olan gizlenir, saklayamaz...”
(...Formülü çözerken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri)



tuzaktan kumanda
(...HABERTÜRK - Bu Gece)
VURAL ÇELİK: Geçen seneye kadar Harry Potter gibi dizi çekiliyordu. Benden de ne Harry Poter olur ama?...
SABA TÜMER: Hormonlu Harry Potter...



bir film diyaloğu!
“-Tabancası olan bir adam, tüfekli bir adamla karşılaştığında tabancası olan, ölü bir adamdır...”
(...Per Un Pugno Di Dollari filminden)



hayata dair
Hayatın birinci yarısı, mutluluğa karşı duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu halde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır...
Çünkü, mutluluk denilen her şeyin kuruntu olduğu ve acıdan başka gerçeğin bulunmadığı fark edilmiştir artık...
Aklı başında insanların, yakıcı zevklerden çok acısız bir hayata yönelmeleri bundan ötürüdür...
Gençliğimde, kapımın zilinin her çalınışında, gönlüm sevinçle doluyor ve kendi kendime, “Oh ne iyi... İşte yeni bir olay...” diyordum.
Ama yıllar geçip de, olgunlaştığım zaman, her zil sesinden sonra şöyle düşündüm: “Yine ne var?...”
İnsan yaşlandıkça, tutkuların ve isteklerin nesnesi farksızlaştıkça; bu isteklerin ve tutkuların bir bir ortadan kayboldukları, duyarlılığın güdükleştiği, hayat gücünün zayıfladığı, görüntülerin solduğu, izlenimlerin etki yapmadan gelip geçtiği, günlerin gittikçe daha hızlı aktığı, olayların önemlerini kaybettiği ve her şeyin renksizleştiği görülür...
(...Schopenhauer)



bizimkiler
(...Tehlike atlatan Kayseri uçağından Bizimkiler notları)
Ali; o esnada bile soğukkanlıydı... Sallantı esnasında fotoğraf çekti ve bize sordu;
“-Abi bu resimleri karakutuya nasıl koyacağız?...”
...
Kayseri’ye inecek uçak, önce Malatya’yı deneyip, ardından güç bela Nevşehir’e inince uykudan uyanan Mehmet;
“-Daha geçen sene geldim, Kayseri havaalanı ne kadar değişmiş böyle...”
...
Yaşanan panik sırasında su dağıtan hostesler, Tahir’in yarım kalan suyu için de, “İsterseniz yenisini verelim” teklifinde bulundu... Tahir’in isteği farklı oldu;
“-Pantolonun yenisini verebiliyor musunuz?...”

Söz Market



söz der ki
“-Mutluluk; sabrın problemlere üstün gelme halidir...”
(...İstediği her konuda edebileceği müthiş S.Ö.Z.leri)

tuzaktan kumanda
(...FOX - 50 Sarışın)
MEHMET ALİ ERBİL: Nazım Hikmet’in mezarı Türkiye’ye nereden getirilecek?...
YARIŞMACI MELİS: Konya’dan...

bir film diyaloğu!
“-Masumiyet, insanın sahip olduğu en değerli şeydir... Onu kaybedersen her şeyini kaybedersin...” (...Elizabeth filminden)

Yes ve no yok!
Basında çıkan haberlere göre birileri “Dinleme merkezi” kurup, CHP’yi de dinletmişler.
Şimdi sıra ile sorsak!
Acaba sayın Baykal bunları da savunacak mı?
Savunacaksa hangi gerekçe ile?
Sürpriz yapıp avukatlıktan istifa mı edecek?
Dinlemişse dinlemişler, ne olmuş. Mesela “Bunlar 10 yıl önce olmuş şeyler mi diyecek?”
“Bu dinlemeler, telefon dinlemesi olmadığı için önemli değil” mi diyecek?
Bir de bu duruma sayın Kemal Kılıçdaroğlu ne diyecek?
Bu olay için de dosya hazırlayacak mı?
“Bunlar başka yerlerde olan şeyler. Ben artık İstanbul’a bakarım gerisine karışmam” mı diyecek?
Son bir soru da Sayın Bayram Meral’e...
“Bunlar beni dinlemez” demişsiniz...
Emin misiniz?... Son kararınız mı?...
(...Mustafa Koç - Okur / Yazar)

temel’in yeri
Uçak irtifa kaybetmeye başlayınca pilot Temel’in anonsu duyulmuş:
“-Sayın yolcular, motorlarımızdan biri arızalanmış bulunuyor... Ancak endişe edecek birşey yoktur... Uçağımız üç motoruyla yola devam etmektedir...”
Biraz sonra bir sarsıntı daha... Temel’in anonsu yeniden duyulmuş:
“-Bir motorumuz daha arızalandı... Ancak endişe yok... Uçağımız iki motoruyla yoluna devam etmektedir...”
Bir süre sonra Temel üçüncü motorun da arızalandığını bildirmiş... Yolculara endişe edecek bir şey olmadığını söylemiş...
O arada yolcular hostes ve pilotların dolaplardan çıkardıkları paraşütleri sırtlarına taktıklarını fark etmişler...
Sükûnet tavsiye eden Temel de paraşütünü takarken hafif endişeli görünüyormuş... Yolculardan biri sormuş:
-Bu sırtınızdaki paraşüt değil mi?...
“-Evet...”
-Peki nereye gidiyorsunuz?...
“-Yardım getirmeye...”

hayata dair
İşinizin en çok hangi yanlarını sevdiğinize karar verin...
Sonra bu işten daha çok yapmanın yollarını arayın...
Zevk aldığınız bir projeye odaklandığınızda
kendinizi bütün gün boyunca enerjik hissedersiniz...
...
Ofiste kim yaptığı işten çok zevk alıyor ve aynı zamanda da işini en iyi yapıyor?...
Bu arkadaşınızdan ne öğrenebilirsiniz?...
İşe gelmeyi seven insanlar pozitif enerji yayarlar ve bu ruh hali bulaşıcı olabilir...
Bu enerjinin size de geçmesini sağlayın...
...
İşte gergin olmanıza neden olan şeylerin bir listesini çıkarın...
Kontrol edebileceklerinizi daire içine alın, kontrol edemeyeceklerinizin ise üstünü çizin...
Üstünü çizdiğiniz maddeler için daha fazla zaman ayırmamaya karar verin...
Enerjinizi çözebileceğiniz sorunlar için harcayın...
...
Gerçekten yapmak istediğiniz işi mi yapıyorsunuz?...
Yapmanız gereken işle, yapmak istediğiniz iş birbirine uymuyor mu?...
Kariyeriniz ilgi alanlarınızla ve doğal yeteneklerinizle uyuşmuyorsa
yukarıda sıraladığımız önerilerin hiçbiri işe yaramaz....
(...J.Garfinkle)

bizimkiler
> Serdar‘ın bilgisayarına virüs girmiş...
Format atmak için kucaklayıp sistem desteğe götürürken Ali arkasından bağırıyor;
“-Ekranı da alın, ona da bulaşmıştır...”

> Talip tuşları kıracak gibi bilgisayarda yazı yazıyor...
Fatih “Yavaş bas olum, kıracaksın” diye uyarınca anlatıyor;
“-Yav çıkış alınca yazılar silik çıkıyor...”

iğnelik

BU GECE

Bu gece kâinatın,
Aşkla yandığı gece...
Zindandaki hayâtın,
Aydınlandığı gece!

Bu gece insanlığın,
Uyandığı bir gece...
Zifiri karanlığın,
Nûrlandığı bir gece!

Müjde beşeriyete,
Ne keder var ne elem...
Kavuştuk hürriyete,
Doğdu Server-i âlem!

(...Sefa Koyuncu)

Komedi